Negzel şarkı. Ve klip.
Bosna Hersek'in Eurovision şarkısı bu. Eurovision finali de bu (16) cumartesi akşam 10'da.
13 Mayıs 2009
Bistro Voda
*
jörmungand
,
15:01
0
yorum yapılmış. [siz de yapın]
etiketler: bosna hersek, eurovision, müzik
12 Nisan 2009
Beş Duyu
Bir kaç saat önce Hande Yener'e sordular televizyonda, "5 duyundan biri olmayacak olsa hangisi olmayaydı" diye, kadın "tad alma" dedi. TAD ALMA! Tad almak istenmez mi hey Hande, deli misin sen? Bir de dedi ki "duymaktan vazgeçemeyeceğime göre" gibisinden bi şeyler. Ehy. Anladık yani san'atçısın, afferin. Şunu mu duymaktan vazegeçemeyecen lan?
Aslında yapsın lan bana ne. Ahah. Çok alışmışım böyle ciddi ciddi, "şu yapılmamalıdır, bu edilmemelidir." Sana ne lan? Yapar, der ki "efenim en önemlisi duymak tabiğğ". Ahaha. Ama yapmasa daha iyi.
Neyse, ben olsam ya hissetmek ya koklamak derdim. Diğer üçü mühim. Ya tad almak verilir mi lan? Kıbrıs'ı veririm, tad almayı vermem. İskender diyorum, patates kızartması diyorum! Mantar yedim yeni, şahane. İstiridye mantarı. Elit. Binaenaleyh, Tad almayı vermeyiz!
Oh lan ne rahatmış böyle yazmak. Yük kalktı üzerimden. Ne o ya öyle siyaset sinir stres. Ooh. İpimle kuşağım. Valla şahane.
Not: "Ne oluyor lan? Güzel güzel yazıyordu bu adam, saçmalamış." diyenleri şuradan Wordpress'e alıyoruz. RSS'e üye olanları wordpress'e yazı eklenince uyarılacak, buraya eklenince uyarılmayacak şekilde ayarlayabildiğimi umuyorum, beceremediysem de kusura bakmayın, şeyediverin siz. Burası artık böyle oldu. Yemek tarifi bile çıkabilir buradan her an. Sevimli kedi resmi bile çıkar artık. Fena.
Aha al, extremely fluffy cat. OLACAĞI BUYDU!
(Tavşan aslında.)
*
jörmungand
,
05:55
2
yorum yapılmış. [siz de yapın]
etiketler: geyik, hande yener, hayvan, müzik, tavşan
26 Mayıs 2008
Eurovision nereye gidiyor
1990dan beri saçma sapan bir şekilde gereksiz yoğunlukta bir ilgi duyduğum Eurovision, artık eski tadını vermemeye başladı. 1997'den önce, telefonla oylama diye bir şey yokken, bütün ülkeler oylarını jüriyle verirken oylamanın siyasi olduğu yönünde şikayetler olurdu. Yunanistan'la Türkiye birbirine hiç oy vermezedi, İrlanda ve Birleşik Krallık, araları iyi olduğu zaman birbirlerine oy verir, kötü olduğu zaman vermezdi falan filan. Sonra televoting geldi, bu arada eski SSCB, doğu bloku ve Yugoslavya ülkeleri de birer birer yarışmaya katılmaya başladılar, ve her şey iyice boka sardı.
Çok fazla ülke olması nedeniyle elemeler, yarı finaller yapılmaya başlanması bir yana, "Diaspora oylaması" tabir edilen, ülke dışında yaşayanların kendi ülkesine oy vermesi, o dili anlamak veya o şarkıcı/grubun daha tanıdık/sevilebilir olması veya sırf milliyetçilik sebebiyle bir sürü ülkenin habire en yüksek puanları birbirine vermeleriyle yarışmanın suyu çıktı. Eski SSCB ve Yugoslavya ülkeleri ilk 10 sırayı doldurmaya, Türkiye ve Ermenistan osursa bile (örnek: Rimi Rimi Ley) iyi bir derece yapmaya başladı. Hatırlar mısınız, 97'den önce, oyları jüriler verirken Yunanistan ve Kıbrıs her zaman 12 puan vermiyordu birbirlerine. 10, 8, hatta 7 bile verdikleri olurdu, ama 1997den beri sadece 12 vermekteler. Şimdi, bakalım bu sene hangi ülke hangi ülkeye kaç puan vermiş:
Fransa: Ermenistan'a 12, Türkiye'ye 10, Portekiz'e 8. Diaspora.
İzlanda: Danimarka'ya 12, Norveç'e 10. Finlandiya'ya 7. İskandinav.
Danimarka: İzlanda'ya 12, Norveç'e 10, İsveç'e 8. İskandinav.
Almanya: Yunanistana 12, Türkiye'ye 10, Sırbistan'a 8. Muhtemelen çoğu diaspora.
Belçika: Ermenistan'a 12, Türkiye'ye 10. Diaspora.
Kıbrıs: Yunanistan'a 12. Milliyetçilik/Dil.
Hollanda: Ermenistan'a 12, Türkiye'ye 10. Diaspora.
İsveç: Norveç'e 12, İzlanda'ya 8, Finlandiya'ya 7. İskandinav.
Türkiye: Azerbaycan'a 12, Ermenistana 10, Ukrayna'ya 8, Yunanistan'a 7. Azerbaycana milliyetçilikten, Ermenistan ve Yunanistan diaspora, Ukrayna'nın ise şarkıcısının kocası Türk'müş. Muhtemelen ondan.
Norveç: Danimarka'ya 12, İzlanda'ya 8. İskandinav.
Finlandiya: Norveç'e 12. İskandinav.
Slovenya: Sırbistan'a 12, Bosna Hersek'e 10, Hırvatistan'a 8. Eski Yugoslavya.
Bosna Hersek: Sırbistan'a 12, Hırvatistan'a 10. Eski Yugoslavya.
Hırvatistan: Bosna Hersek'e 12, Sırbistan'a 10. Eski Yugoslavya.
Estonya: Rusya'ya 12. Eski SSCB.
Makedonya Arnavutluk'a 12, Sırbistan'a 10. Biri komşu, diğeri eski Yugoslavya.
Letonya: Rusya'ya 12, Ukrayna'ya 10, Gürcistan'a 8. Eski SSCB.
Litvanya: Rusya'ya 12, Letonya'ya 10. Eski SSCB.
Rusya: Ermenistan'a 12, Azerbaycan'a 10, Ukrayna'ya 8, Gürcistan'a 7. Eski SSCB.
Azerbaycan: Türkiye'ye 12, Ukrayna'ya 10, Rusya'ya 8. İlki milliyetçilik/dil, diğer 2si eski SSCB.
Ukrayna: Rusya'ya 12, Azerbaycan'a 10, Gürcistan'a 8, Ermenistan'a 7.
Andorra: İspanya'ya 12. Milliyetçilik/Dil.
Belarus: Rusya'ya 12, Ukrayna'ya 10, Azerbaycan'a 8, Ermenistan'a 7, Gürcistan'a 6.
Moldova: Romanya'ya 12. Milliyetçilik/Dil.
Ermenistan: Rusya'ya 12, Gürcistan'a 10. Eski SSCB.
Gürcistan: Ermenistan'a 12, Ukrayna'ya 10, Rusya'ya 8, Azerbaycan'a 7.
Sırbistan: Bosna Hersek'e 12. Eski Yugoslavya.
Karadağ: Sırbistan'a 12, Bosna Hersek'e 10. Eski Yugoslavya, hatta eski Sırbistan ve Karadağ.
"Milliyetçilik/Dil" yazdıklarım, "safi milliyetçilik", "o dili anlamak" veya "o şarkıcı/grubun daha tanıdık/sevilebilir olması"nı kapsıyor, ayrıca "Eski Yugoslavya" ve "eski SSCB" yazdıklarım da hem "Milliyetçilik" hem "diaspora" demek aslında. Bunların dışında da bir sürü komşunun komşuya verdiği oy var. Onlar da hem diaspora hem milliyetçilik/dil sayılmalı. Bu arada bunlara "politik oyunlar" dediğim, ülkelerin birbirlerine puanları ayarlayarak verdiklerini iddia ettiğim sanılmasın, yok öyle bir şey. Bütün oylar telefonla veriliyor. Sadece Ermenistan ve Azerbaycan'ın birbirine hiç oy vermemesinde bir bit yeniği olduğunu düşünüyorum. Özellikle Azerbaycan'da yaşayan Ermeniler var bildiğim kadarıyla, yanlışsam düzeltin.
Şimdi bu yıllardır süren ve artık tadı kaçan saçma sapan duruma çözümlerimi sunmak istiyorum naçizane:
1. Telefonla oylama kaldırılmalı. Ama bu yarışmanın popularitesini düşüreceğinden ve telefon firmalarının kazancını sıfırlayacağından yapılmayacaktır. Zaten bütün oyları jüri verince gerçekten biraz sıkıcı olduyor. İrlanda 30 kere kazanıyor sonra uyuz uyuz şarkılarla. Neyse, bunun yerine oylamaların jüri ve halk tarafından yarı yarıya yapılmasını öneriyorum. Bu sayede en azından diaspora oylamasından kurtuluruz bir nebze.
2. Habire birbirine oy veren ülkeler arasında bir kaç yarı final yapılsın. Ayrı ayrı İskandinav, Balkan ülkeleri ve eski SSCB yarı finalleri çok uygun bence. Kalan ülkeleri de başka bir yarı finale atarız. Ama mesela bütün İskandinavlar o sene süper şarkı yaptıysa haklarının yenmesini de şöyle engelleyebiliriz; elenen ülkeler arasından da mesela 5 tanesi bir kurul ayrıca seçebilir.
3. Bunlar sonucunda finaldeki oylamayı kesinlikle sadece finale çıkan ülkeler yapmalı. Hem 43 ülkenin puan vermesi çok sıkıcı oluyor, hem de yetiştirecez diye 1den 7'ye kadar olan puanları okumadan geçip, yarışmanın eğlencesinin içine ediyorlar. Puanlamalardan bir bok anlamadım son 3 senedir. Tabii 100bin tane balkan ülkesinin bierden oy vermesi de engellenmiş olour böylece. Bu arada şurada, "bu sene sadece finaldeki ülkeler oy verseydi puan durumu ne olurdu" tablosu var. Yeri gelmişken, puan tabloları da şurada.
Ek yorum: Skorlar şekillenmeye başladıktan sonra Ermenistan'ın kazanmasını istedim, en adam gibi şarkı oydu tepelerdeki çünkü. Ama sonuçta Rusya'nın kazanmasına da üzülmedim, hem 2. ve 3. olan Yunanistan ve Ukrayna çok daha kötüydü, hem de Rusya daha önce bence 2 kere (2000 ve 2003) kazanmayı hak ettiğinde kazanamamıştı. Bu sefer dandik bir şarkıyla kazandılar, sağlık olsun. Sırbistan'a da geçen sene aynı sebepten sevinmiştim.
Ek bilgi: Bir erkek solist 1990'dan beri ilk kez kazanmış. Bunu neredeyse diğer bütün yarışmacıların karı kız meme bacak göstermesine, karı kız meme bacak oylarının bölünmesine bağlıyorum.
*
jörmungand
,
18:19
6
yorum yapılmış. [siz de yapın]
etiketler: eurovision, müzik
15 Şubat 2008
Eurovision Şarkısı
Bu sene mor ve ötesi ile katılacağımız Eurovision'a göndereceğimiz şarkı belli olmuş çaktırmadan. Şarkının adı "Deli", ve şu ana kadar Türkiye'nin bu yarışmaya gönderdiği en kaliteli şarkı olma ihtimali yüksek. Ortalama bir mor ve ötesi şarkısı olmuş, ama bu eurovision standartlarında "oldukça iyi" demek.
Bakalım Lordi'ye açık ara birincilik kazandıran çılgın eurovisioncular mor ve ötesi'ni nasıl bulacak. Değişen yarı final sistemi nedeniyle Almanya, Bosna Hersek, Hollanda, Belçika ve Azerbaycan'dan beleş gelen dost ve kardeş ülke/gurbetçi oyların bu sefer alamayacağımız yarı final'i kazasız belasız atlatmasını diliyorum.
*
jörmungand
,
22:36
0
yorum yapılmış. [siz de yapın]
etiketler: eurovision, müzik
03 Şubat 2008
Yaşasın! Eurovision'a Türkçe Şarkıyla Katılıyoruz
Eurovision Şarkı Yarışması bu sene 20-24 Mayıs'ta Belgrad'da yapılacak. (Alıntı yanlış. 22 değil, 20.) Ülkeler yavaş yavaş katılacak sanatçıları ve şarkıları seçiyor. Bizde de mor ve ötesi seçildiydi, bir kaç şarkı verecek şimdi TRT'ye. Bunların da Türkçe olmasına karar verilmiş. Türk Dil Kurumu da, Eurovision'a Türkçe şarkı ile katılacaklar diye Mor ve Ötesi'ne teşekkür etmiş:TDK, TRT Genel Müdürlüğü ile “Mor ve Ötesi” müzik topluluğu üyelerine teşekkür yazısı gönderdi.
"Eurovision'u kimse sallamıyor ki bizden başka yauu ahahah"cılardan değilim. Çünkü öyle değil. Yeri gelmişken ondan bir bahsedeyim. 2002'de Almanya'da 12 milyon kişi izledi Eurovision'u.
TRT’ye gönderilen yazıda, kurumun, Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da 22-24 Mayıs 2008 tarihlerinde düzenlenecek şarkı yarışmasında Türkiye’nin Türkçe sözlü şarkı ile temsil edilmesi yönündeki kararının, son derece doğru ve yerinde olduğu belirtilerek, “Ülkelerin genellikle kendi dilleriyle yazılmış şarkılarla katıldığı ve ülkelerinin kültürlerinin tanıtımı açısından önem taşıyan Eurovision Şarkı Yarışması’na ülkemizin de Türkçe sözlü eserle katılması, dilimizin ve kültürümüzün tanıtımı açısından yararlı olacaktır” denildi.
“Mor ve Ötesi” müzik topluluğuna gönderilen yazıda da topluluğunun solisti Harun Tekin’in “TRT’ye sunacağımız üç şarkı da Türkçe olacak. Çünkü bu dile hakimiz” sözlerinden ve yarışmaya Türkçe parçayla katılma kararlarından dolayı TDK olarak çok büyük sevinç duyulduğu belirtildi.
2003'teki Norveç elemesi "melodi grand prix" ise 1.5milyon kişi (nüfusun %30'undan fazla) tarafından seyredilmiş. Yani Eurovision "sallanan" bir yarışma. Ama ülkelerin (varsa) dil kurumları bu kadar sallıyor mu ondan oldukça şüpheliyim.
Bir kere ne olduğu belli değil. Önce TRT, "Türkçe sözlü şarkı ile temsil edilmesi yönündeki kararı" sebebiyle tebrik edilmiş, sonra Mor ve Ötesi demiş ki, "şarkılar Türkçe olacak, çünkü bu dile hakimiz." Yani ne olmuş? TRT Türkçe şarkıyla katılmaya karar vermiş, Mor ve Ötesi de zaten öyle mi yapacakmış dile hakim olduğu için, yoksa buna zorunlu mu tutulmuş da sonra böyle bir açıklama yapmışlar? Bir iş var da anlamadım. Araştıramayacam da şimdi. TDK'nın Mor ve Ötesi'nin "dile hakim olma" gerekçesine sevinmesi de anlamsız. Yani adamlar İngilizceye yeteri kadar hakim değiller, tabii ki ana dillerine daha çok hakimler, bu yüzden de ana dillerinde şarkı yapcaklar. Bunda "çok büyük sevinç duyulacak" ne var lan?
Son olarak şu "ülkelerin genellikle kendi dilleriyle yazılmış şarkılarla katıldığı yarışma" yanlışına değinelim. Zamanında Sertab Erener falan ingilizce şarkıyla katıldığında yapılan tartışmalarda da çok söylendi bu yalan. Efendim, Eurovision, ülkelerin genellikle kendi dilleriyle yazılmış şarkılarla katıldığı bir yarışma değildir. 1997den beri. O zamana kadar (bir kaç sene dışında) her ülke resmi dillerinden biriyle katılmak zorundaydı. Ama o şekilde Birleşik Krallık ve İrlanda habire 1. ve 2. olmaya başlayınca o kural kaldırıldı ve herkes kafasına göre, istediği dilde şarkı yapmaya başladı. Mesela 2002'te katılan 24 ülkenin 19'u (%79) İngilizce şarkıyla katılmış. 2007'de 24/42'ye (%57) kadar düşmüş ama mesela Letonya ve Norveç, İspanyolca ile katılmış. Sonuç olarak ülkelerin yarıdan azı kendi dilinde şarkıyla katılıyor. Ha, bana sorarsanız yarışmanın eski tadı yok o 1997'den beri. Keşke eski kural geri gelse de gerçekten kendi dilinde, kendi kültürüyle alakalı şarkılarla/şovlarla katılsa her ülke. Aha bak bu sene ilk kez katılan Azerbaycan, İngilizce şarkıyla katılacakmış. Meh. Ne anladım ben öyle Azerbaycan'dan.
*
jörmungand
,
00:22
5
yorum yapılmış. [siz de yapın]
etiketler: eurovision, müzik, türkiye
05 Ağustos 2007
nasıl delirdin lan?
Çok acayip.
Lise’de en büyük korkum serviste Hande Yener çalınmasıydı. Herhangi bir müziğe katlanabilme belirtecim “Hande Yener’den iyidir yau / Hande Yener’den bile kötü abi bu!*” şeklinde idi. ıptıs çaktıs, rezalet bir “eller havaya” müziği yapıyordu bu kadın ve ben tiksiniyordum. Şöyle bir şeylerdi, tabi sorun sözler değil burda, sözleri okuyup hatırlayın şarkılar ne kadar rezaletti diye yazıyorum:
kapına köleyim desen inanır mıyım
yalvarırken seni görsem inanır mıyım
yeni aşk hayatında mutluluk dilerim
dönme sakın geri çok gülerim
(Yalanın batsın, 2000)
vurup kapıyı çıkarken aklın nerdeydi
salladığın hançer kalbime değdi
hala çılgınsın hala unutkan
sana taptığım yıl geçen seneydi
(Sen Yoluna Ben Yoluma, 2002)
Şunları copy paste yaparken bile içim kalktı, çok iğrenç gerçekten. Sana kırmızı çok yakışıyor çıktı sonra mesela, lise bittiydi o sıralarda neyse, ama onu da oralarda buralarda duymak kulağımı kapamam için yeterli oluyordu, hala da duysam kaçarım.
Bu sene olacaklar geçen seneden geliyorum demişti aslında. “Kelepçe” diye bi şarkısı çıktıydı, ben de “oha” dediydim, “bu Hande Yener olamaz”, standartların üzerinde bir türkçe pop şarkısıydı çünkü. Yüksek dediysem, türkçe pop standartlarına göre yüksek, aman yanlış olmasın, çerez olsun diye dinlemekten başka bir amaçla dinlenmezdi şahsımca.
Bu sene de “Nasıl Delirdim” albümü çıkmış. Kibir ve Romeo kliplerinden gördüğüm kadarıyla bu sefer daha da iyiydi, ben iyice şaşırdım, “ulan”, dedim (böyleyim ben, “oha” diyorum, “ulan” diyorum. Terbiyesiz bir adamım.) “dinleyeyim şu albümü.” Bu sefer öyle ortalamanın üzerinde falan değil, hatta pop bile değil, adeta electronic albüm yapmış abla. Eğlencelik falan değil, ciddi ciddi kulaklığı takıp dinliyorum. Altyapılar, nasıl diyor siz, çok “sağlam”. “Şu an erken”de mesela bu altyapı çok belirgin, çok süper, “kurtar beni” o kadar kaliteli ki sevemedim bile, aştı beni. Seni sevi… yorumlar yok, naciye, yalan olmasın falan da oldukça güzel şarkılar. Bir de genel olarak şarkıların sonları çok güzel, çünkü vokaller azalıyor elektronik atraksiyonlar artıyor. Öyle dandik efektler falan da değil, tam da benim istediğim gibi böyle, nasıl anlatsam, bilmiyorum elektronik müzik terimlerini “janr”larını, oturaklı sert elektronik müzik, infected mushroom gibi diyecem çarpılırım diye demiyorum. Korkmasam mesela “aşkın gücü” de depeche mode gibi derim de işte, çarpılmak iyi değil.
Yahu, yeni çıkmış bi şarkıcı olsa ne güzel, güzel güzel dinlerdim de şimdi utanıyorum lan, hande yener bu, “vurup kapıyı çıkarken aklın nerdeğyyydi” diye çığrınıyordu daha 4 sene önce. Teheyy…
*”Hande Yener’den bile kötü abi bu!”, bunu söyleme sayım 3ü geçmemiştir heralde. Yoktu bundan kötüsü yahu, valla diyorum.
*
jörmungand
,
22:26
3
yorum yapılmış. [siz de yapın]
etiketler: geyik, hande yener, müzik
16 Şubat 2007
Laibach Konseri
Not: Bu yazı bir kamil koç otobüsünde, istanbul-ankara arasında, yanımda bir amca uyurken, takır tukur sesler çıkarıp bütün otobüsü kıl ederek yazılmıştır.
Ön bilgi: Laibach, son albümü “Volk”, bir çok ülkenin milli marşından etkilenilmiş şarkılardan oluşuyor. Kendi topraksız ülkeleri nsk marşı da mevcut tabi.
Bomboş konser alanına girdiğimde korktum ulan burası değil miydi, yanlış mı geldik diye, (zaten yenimelek yazısı da yokolmuş, anlamadım) ama çalınan militarist devrim marşlarıyla doğru geldiğime ikna oldum. Sonra cd standından öğrendik de bu çalan “hej brigade” isimli sloven partizan marşları albümüymüş. Saat 21 civarında bir anda konser alanı doldu (beklediğim doluluk oranına ulaştı diyeyim en azından) Saat 21′i sadece 10 geçe ışıklar söndü ve istiklal marşı çalmaya başladı. (Laibach yorumu değil, bildiğimiz marş) Konsere ülkenin milli marşıyla başlamak. Laibach’a da bu yakışır! Ardından sahneye çıkıp Germania ile girdiler. O bitince perdede beliren kırmızı beyaz çizgileri görünce “aha” dedik, bütün albümü sırayla çalacaklar. Yıldız yerine Laibach amblemli abd bayrakları ve alttan geçen sözlerle America’yı dinledik. “how blind can you get”, “are you heaven on earth, or the Queen of the grave” sözleriyle ABD’nin eleştirilmesi baya alkış aldı tabi seyirciden.
Bundan kafama esenleri yazayım, böyle zor olacak.
Rossiya’da sadece kırmızı sarı grafikler ve uçsuz bucaksız step görselleri vardı.
Rossiya bitince ekran kırmızı oldu, bu kırmızı kan olup akarak beyaza döndü ve ortası laibach amblemli fransa bayrağımızı gördük. Şahsıca albümün en başarılı şarkısı olan Francia’nın (burada renksiz, burada da sesi kötü)konser performansı da en iyilerinden biriydi, Albümde 2.22den sonra başlayan gaz kısım çok güzel daha da gaz hale getirilmiş, ekranlara da inip kalkan giyotinlerle bu gaz maksimuma çıkarılmıştı, bir de klavyeleri daha iyi duysaydık tadından yenmeyecekti.
Italia’da bernardo bertoluccinin la vita bella filminin jeneriği ve filmden görüntüler eşliğinde dinledikten sonra benim için konserin sürprizi sayılabilecek Espana girdi. Albümde zaten genelde bu parçayı atlayan, “hmm Espana başlayınca bira almaya gidelrim, Yisra’el ve Türkiye’yi bira eşliğinde mis gibi izlerim” diye düşünürken ekranlarda yavaş yavaş ispanya bayrağı belirdi (bayrak manyaklığımdan bahsetmiş miydim, neyse bahsederim sonra) ve albümden çok daha sert ve güzel çalarak bira almakla uğraşmamı engellediler. Olan Yisra’el’in ilk bir kaç saniyesine oldu sonuçta. Yisra’el’i de tam hayal ettiğim gibi israil ve filistin bayraklarıyla yapılan grafikel atraksiyonları eşliğinde dinledik, hüzünlendik(m). Laibach logosu yine arada bir yahudi yıldızının bir kısmı ve filistin bayrağının soldaki üçgeni olarak karşımıza çıkıyordu tabi.
Ben “ehelehe Türkiye başlayacak şimdi” derken gerçekten de başladı (ne acayip) ulan neden alkışlamıyor bunlar diye düşünürken seyirciler arkada hilal oluşunca uyandı ve salonda bir alkış koptu. Dikkat ederseniz linkteki videoyu çeken arkadaş da hilaller çıkınca uyanmış. (burda konsere hazırlıklı gelen, grubu, albümü hatim etmiş kişi imajı çiziliyor ama yalan, laibach ismini ilk duymamdan 8 yıl geçmiş olabilir (bak yine) ama müziğini keşfetmem konserin ilk açıklandığı güne rasgelmekte) başında hilal ve yıldızla yapılan atraksiyonlar baya güzeldi, ortalarda kırmızı beyaz kaleydokopumsu çeşitli sayıda köşeli yıldızsal görüntülere pek anlam veremedim açıkçası, sondaki atatürklü kısımda da dev gibi ata ve ataturk yazıları gördük, vokalist de öğrenmiş artık ataturk değil atatürk diyordu. Bayrak atraksiyonunda sadece türkiyede laibach logosu bi yerlere sokuşturulmamıştı, oysa yıldız gayet logo sokuşturmaya uygundu, bu da ilginç bir notumdur.
Zhonghua (çin) ve nippon’u da albümü dinlerken atlıyordum ama bu sefer konserde de atlayasım gelmedi değil. Çin çok sorun olmadı da 7 dakika boyunca japon harfleri eşliğinde nippon dinlemek biraz sıkıcı idi.
Nippon ardından nihayet Slovania başladı, “this one’s for all communists” diyerek zaten slavların ortak milli marşımsısı gibi olan “hej slovani”den esinlenilmiş Slovania çalarken arkada kızıl-siyah dünya haritasında eski doğu bloku sınırlarında geziniyorduk. Bu arada da kocaman harflerle bu slav ve eski komunist ülkelerin şehirleri, kendi kullandıkları alfabelerle geçiyordu. Yalnız Varna ve Sofia neden kiril alfabesiyle geçti anlam veremedik. (ben ve youtube’dan arkadaşlar) Slovania ardından elemanlar gitti ve kısa bir süre sonra nsk çalmaya başladıı, bu “bisimsi”de de nsk logosu ve bilmemkaç dilde nsk vatandaşı olun propagandaları geçti. Bunlarda Türkçe’nin olmaması enteresandı, sen albüme marşı koy, burada bi sikindirik yazıyı yazma.
Nsk çalarken sahne değişti, önde 2 yana 2 perküsyon geldi, ışıklar açılınca anladık ki bunların arkasına da back vokal görevini de üstlenen 2 güzel kız gelmiş. Özellikle sağdaki somurtkan olan bi tuhaftı, konserin kalanının %63ünü ona aval aval bakarak geçirdiğim için bundan sonraki yorumlarım çok sağlıklı olmayabilir Tabi kıza aval aval bakmamın sebebi, çalarken pek hoş atraksiyonlara girmeleriydi.
Bu kısımdan notlar: hiç beklemiyorken Achtung çalarak beni sevindirdiler, beklerken de B Machina ve WAT’ı çalmayarak üzdüler.
Konserin en sonunda yine Laibach’a yaraşır bir atraksiyon vardı, filmmişçesine bir jenerik aktı 2e ekrandan, biri tersteni biri düz olmak üzre. Çıkışta da nsk pasaportları satılıyordu, bir an alıp nsk vatandaşı olasım gelmedi değil, pahalıydı ama, 35€ muydu neydi, çabuk geçti hevesim.
To conclude, gittiğim en farklı ve en güzel konserlerden biriydi bu Laibach konseri, gene gelsinler gene gideyim, içki ucuz olsun kıpırdarım bile belki kıpırdanmalık şarkılarını çalarlarsa, ahah.
Ek: Şu da Türkiye’nin klibi. Afiyet olsun.
*
jörmungand
,
03:00
0
yorum yapılmış. [siz de yapın]
etiketler: bayrak, konser, militarizm, milli marş, müzik


